Varmak değil, sadece gitmek... gitmek

hürriyet

11 Ağustos 2010 Çarşamba

soluksuz bir macera bizi bekliyor

yarın doktor randevumuz var. bir ay doldu tedavi biteli, ilk kontrolümüzü yaptıracağız. umarım yarın güzel haberler veririm. öyle olacağını tahmin ediyoruz. her ne kadar korku bizi için için kemiren bir fare gibi aramızda olsa da kötü düşünceleri dile getirmiyoruz.  iyi düşünüp iyi konuşuyoruz ki herşey iyi olsun.

hergün biraz daha yaklaşıyoruz beni acaip bir korku sardı. sonuçta herkesin hayali uzundan kıyısından da olsa amerika, izlediğimiz filmler, diziler, moda, haber, ekonomi, teknoloji, siyaset, csi, gossip girl, fringe, lost, damages, greys anatomy, house... ordaki hukuk sistemini buradakinden iyi biliyoruz diziler sayesinde, bu yaz tüm sezonlarını tekrar izlediğim house ve yıllardır takip ettiğim greys sayesinde bir çok hastalığın belirtilerini biliyorum, rahatlıkla teşhis koyarım:) oraya gidince de doktorlarla marketteki amcadan daha iyi iletişim kuracakmışım gibi geliyor. velhasıl bu ay sonunda vize işlerimizi tamamlarsak amerika yolcusuyuz. gereken alt yapıyı oluşturdum tüm popüler diziler hakkında bilgi sahibiyim ama ama ama... birşey eksik... ben hala çok korkuyorum.

hadi başka birşeylerden bahsedelim kafamız dağılsın. mesela yaşasın efe kavak yellerine geri dönüyor. evet kötü kalpli kız kardeş ben gidiyorum o geliyor ama olsun çatla patla:))
118 18, 118 80 reklamları hala son hız devam ediyor sabır sabır ya sabır.
sibel can'ı tanıdım tanıyalı rejimde ama şu an show tv de maaşallahı var yine. ne gırtlak var sende yaa... sen neyse de kızına hakim ol be kadın.
atv deki bu tuhaf filmler nedir misal şu an gösterilen jodjaa akbar??? atv bütün parayı ezele saklıyor herhalde yazın tasarrufta.
evcilik oyunundaki tuğçenin gerçek hayatta sevgilisi varmış. vay arkadaş.. ne yorum yapsam bilemedim.
repo man'i izledim çok beğendim.
tv 8 deki galaksi rehberi programını sunan kıza sesleniyorum 'hayat sana güzel'. kadın new york'a gitti bir bölümü sadece özgürlük anıtını sağından solundan önünden arkasından çekerek geçirdi.
tarkan'ın yeni albümü zerre kadar ilgimi çekmiyor fakat aylardır çalınan şu 'sevdanın son vuruşu'nu ne zaman duysam tarkan geliyor gözümün önüne. bi barın tuvaletinde altın vuruş yaparken.
serdar ortaç da müzikal kariyerini çok güzel özetlemiş 'iki nota bi besteyim.' üstüne birşey söylemek gereksiz.
şu an amerikaya gideceğimi bilmeyen ya da son olaylardan sonra iptal ettiğimizi düşünenler var.. üzgünüm.. içimden bir ses böylesinin daha iyi olduğunu söylüyor.
sıcak çok bunalttı. zatürre korkusu bile klimayı açmamızı engelleyemedi..
nası yeterince çorba oldu mu???

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder