Varmak değil, sadece gitmek... gitmek

hürriyet

28 Eylül 2010 Salı

geçen zaman


bunu pişirdik

racon öğrendik.


bunu yedik


gece gezmesine çıktık...


27 Eylül 2010 Pazartesi

I've been too long I'm glad to be back

umarım Fiona'da geri dondugumuz icin mutludur. Onu üzgün görmek dünyada istediğim en son şey ama bazen ister istemez bir boşluğa sürükleniyor insan ve her şeyin anlamsızlaştığı bir noktaya ulaşıyor. İşte o noktalardan birinde blogu kapatmaya karar verdik fakat zamanla bu blogun bizim icin ne kadar onemli oldugunu fark ettik. Neredeyse en özel anılarımızı ve hatıralarımızı buradan bizi sevenlerle paylaştık. işte yine burdayız.

Biz yokken neler oluyordu. Geçen hafta ehliyet almak için yine DMV ye gittik. Bu sefer amacımız en azından Fiona için başvuru yapmaktı çünkü benim SSN imi beklerken zaman kaybetmek istemiyorduk. Sonradan hazır gelmişken benim başvuru için yine tırmalayalım dedik memurları. Mucizevi şekilde bu sefer kabul ettiler nasıl olduysa. Durumu anlattım SSN'e basvurdum ama benim çalısma iznim yok muhtemelen de basvurum geri cevrilecek diye. İnsafa geldiler sagolsunlar. Daha sonra sınav tarihi aldık gecen salı'ya. Sadece benim için aldık cunku Fiona biraz daha zaman ihtiyacı oldugunu soyledi yazılı teste calısmak icin. Basvurunun yanında bir de calısma kitabı verdiler: Bunlar da bizim kurallar kardes çalış gel kıvamında bir tavırla. Hafta sonu oturup hatmettim kurallarını yeni şehrimizin. Sınav gunu geldi cattı. Oyle Turkiye'deki gibi merkezi sistem sınav yok adamlar bilgisayara baglamıs soruları. 15 tane atm ye benzeyen bilgisayar. Geciyorsun karsısına soruları sıralıyor ardı arkasına. zaman sınırlaması yok. bilemedigini tekrar cozmek uzere atlıyorsun. 50 soruda 11 yanlıs hakkın var. 11 yanlısı olur da yaparsan geldigin yere geri don biraz daha calıs diyor bilgisayar. Burayı ben uydurdum tabi :) DMV macerasını salı gunu tamamladıktan sonra elime bir izin belgesi veriyorlar. Yanımda 1 yıllık ehliyeti olan ve 21 yasını gecmis biri ile araba kullanabilirmisim aman ne gusel diyorum. Kimi bulucan tanımadıgın yerde bu özellikte birini. Eve dönüyoruz içimizde buruk bir sevinç. O gunden bu zamana bazen gaza gelip Fiona'ya diyorum alalım su arabayı polise yakalanmadan getirelim kapının onune :D Neden oyle diyorum cunku DMV diyor ki birisi seni direksiyon testine getirecek ya kendi arabanla ya da bir başkasının arabasıyla :) Nerde Turkiye'deki kursların rahatlıgı. İnsan arıyor bazen.

Ehliyet macerasının dışında otobuslerde surunmekten artık bana da gına geldi bu yüzden kafamdaki bisiklet planını işleme koydum bu cumartesi gunu ve walmarttan bir mountain bike aldık. Amaç fionaya bisiklete binmeyi öğretmek ve daha sonra ona da bir makine alıp ver elini marketler, alışveriş ve eğlence tabiki. Bisiklete binmenin ne kadar guzel bir duygu oldugunu unutmusum. Fiona da beklentilerimi boşa çıkarmayarak cumartesi ve pazar günkü derslerde denge kurmayı basardı. Dönüşleri öğrendi. Yarın da ona bir bisiklet bakacağız sadece 26 inc değil de 18 ya da 24 inc bir bisiklet olacak Fiona kolay kontrol edebilsin diye.

                                                  
                                                                           bisikletimiz
                                                                 fiona dönüşleri çalışıyor :)

Gunler cabuk geçiyor. nerdeyse bir ay oldu ama iyi yol katettik. Herşey arabamızı alınca daha guzel olacak. İyi haftalar,

Shrek

16 Eylül 2010 Perşembe

one fine day

Misafir umduğunu değil bulduğunu yermiş. Ben de research scholar degil de reseach student olup çıktım. Tabii ogrenci olmanın yanında getirdigi aşılar ve kan testlerini de yaptırdım. Öğrenci kimliğim yeni olduğu için daha kutuphane kaynaklarından yararlanamıyorum ama bu güzel günün ardından onlara da ulaşım sağlayacağım inşallah. Bugün öğrenci kimliğimi almanın gazıyla olsa gerek Fiona ya Walmart a gitmeyi teklif ettim. Tabi bundan önce Türkiye'den hesabımıza yatan paranın bir kısmını 7/11 ortak noktasından çektik ve tedirgin adımlarla Bank of America daki hesabımıza yatırdık. bu para araba fonu için gönderildiğinden çok dikkatli olmamız gerekiyordu. :)) Araba şart bu memlekette. Araba her memlekette şart ama burası daha da farklı. Sokakta yürüyen insan yok. Şöyle bir baksanız iki elin parmaklarını geçmez yani. Neyse parayı sağ salim yatırdık ve CitiCenter denen otobüslerin hareket merkezine doğru yola çıktık. Her zaman olduğu gibi 24 saatlik biletlerimizi ve gazetemizi aldık ki otobüs beklerken canımız sıkılmasın :)) Otobüs beklerken 2 güvercin yanımızda dolaşmaya başladı. Dünden çantamda kraker olduğunu hatırladım fakat belediyenin "güvercinleri beslemeyin" uyarısı da aynı anda aklımın bir ucundan geçti. Güvercinlere bile taviz yok burda. Otobüsümüz veyahut yürüyen buzdolabımız da durağa yanaşınca sıraya girdik. Ha bu arada dün üniversitenin bedava hattı olan Sierra Spirit te çalışan styla bugun başka hatta idi. Derin bir nefes aldık ve yola koyulduk. Walmart her zaman ki yürüme uzaklığıyla bizi hayatımızdan bezdirse de kendimizi içeri atınca biraz ferahladık serin serin. Yemek idi içmek idi derken kendimize minik ve çok şirin bir elektrikli süpürge aldık. Apartmante kombinitonun da temizlenmesi gerek. 20 gün geçti nereye kadar dayanır bu canlar :)) bu tozun içinde. Hesabı kapatıp aldıklarımızın bir kısmını benim sırt çantama koyduk ve tekrar can alıcı yolu yürümeye başladık otobüs durağına. bugün fark ettiğimiz şeylerden bir tanesi ise ne zaman otobüs beklemek zorunda kalsak (bazen bizimle aynı anda duraga geldiği oluyor) hep güneşte ve en az 20-30 dk arası bekliyoruz. bugun de aynı şey 2 kere başımıza geldi. İlki sierra spirit i beklerken, diğeri de walmarttan dönerken. Otobüs durağının dibine ağaç dikmişler ama gölge nedense hiç durağı serinletmiyor. Oturduğumuz yer hep güneş. Bu öğlen walmarttan aldığımız etlerin yavaş yavaş pişme olasılığını bile düşünmedim değil. Bildiğin çöl güneşi, feci yakıyor adamı :)) Bir de o kadar güneşte ısınıp buz gibi otobüse binmek. Bazıları için rahatlatıcı olabilir ama benim durumumda tam hastalığa davet çıkarıyor. Bünye alışık değil bu kadar ani sıcaklık değişikliklerine. :)) Tekrar CitiCenter a dönüyoruz. Otobüs illa ki kendi kulvarına girecek önde 4 tane otobüs var ve onları bekliyor kendi yerine geçebilmek için. Ha unutuyordum söylemeyi bugunku otobus surekli virajları içeriden aldığı için kaldırımlara falan tırmandı. fiona nın yüreği ağzına geldi her tırmanış ve inişte. türkiye de olsa dedik park etmiş arabaları bir güzel çizip geçmişti şimdi. O yüzden bu memlekette öyle her yola araba bıraktırmıyorlar. Zaten gerek te yok çünkü her binanın neredeyse kendine ait otoparkı var. Geniş düşünülmüş bir şehir, her şeye bol bol yer var. Özellikle arabalara. Kimse arabadan inmiyor arkadaş paralarını bile arabadan çekiyorlar:)) ilginçç. Eve varış halıyı ve girişi süpürüş, akşam yemeği ve blog a giriş ile biten güzel bir gün geçirdik Fiona ile. Birazdan siz yeni bir güne uyanırken biz eski günü geride bırakıp size yetişmeye çalışacağız ama bu faydasız bir çaba :))



Sevgiler
Shrek 

15 Eylül 2010 Çarşamba

bir günde üçüncü kayıt

yazılacak şeyler var fakat hepsi birbirinden alakasız o sebeple bağlamakla uğraşmayıp madde madde yazacağım.

1) yeni izleyicilerimiz hoşgeldiniz. brue cuum doğum günü zuccinini nası buldun. parmak çocuk da kimliğini açıklasa süper olcak.

2) selam göksel artık yorumlar hemen yayınlanıyor haberin olsun.

3) yaşasın survivor başlıyoooo

hadi ben kaçtım sonra kaldığım yerden devam ederim..

taşınıyoruz!!!!!!!

evet ne zamandır söyleyemedim. biz bu binanın en üst katına taşınacağız.